Tiyatro sahnesinde başladığı oyunculuk yolculuğunu dizi ve sinema projeleriyle zenginleştiren Melisa Berberoğlu, disiplini ve içtenliğiyle dikkat çeken genç oyunculardan. Doğallığı, sanata duyduğu derin saygı ve sahici güzellik anlayışıyla ilham veren Berberoğlu’yla hem kariyerini hem de hayata bakışını konuştuk.
GYY: Ayşe Çağla Küçük/Seray Yazıcıoğlu Ezmiş
Röportaj: Ayşe Çağla Küçük
Fotoğraf&Video: Ünal Avcı
Edit: Tibet Sancak
Styling: Murat Han
Saç- Makyaj: Fatih Çalık
Pr: Nur Eriş Kuran Pix İletisim
Menajerlik: Gökhan Güneş
Tiyatroyla başladığınız yolculuğunuz, ekran karşısına geçişle nasıl şekillendi? İlk dizi teklifini aldığınızda neler hissettiniz?
Bilkent Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümünden 2018 yılında mezun oldum. Mezun olduktan sonra doğup büyüdüğüm İstanbul’a geri döndüm. İstanbul’a dönüşüm ile beraber hayat mücadelesi de başlamış oldu. İstanbul’da tiyatrolarda yönetmen asistanlığı, oyunculuk yaptım aynı zamanda oyun çevirileri yaptım. Bir yandan tiyatro ile olan bağımı koparmamaya gayret ederken diğer yandan da film ve dizi projeleri için auditionlara da girmeye başladım. İlk dizi projesine seçildiğim öğrendiğimde tiyatro provasındaydım. İnanılmaz mutlu olduğumu hatırlıyorum. İçinde gerçekten çok olmak isteyeceğim ve hikayesini anlatmak için inanılmaz heyecan duyduğum bir karakter ile televizyon dünyasına giriş yapmış bulundum.
İstanbul’da doğup büyümüş biri olarak düğümlenmiş bir duygusallığı var mı şehirle aranızda? Hem sahnede hem sette o enerjiyi nasıl kullanıyorsunuz?
Evet var özellikle İstanbul’un adalarına. Benim ait olduğum ada ise Heybeliada. Heybeliada’da geçti benim çocukluğum. Adalı insanlar hikayelerine ve birbirlerine sahip çıkıyorlar. Adanın ruhunu beslemeye özen gösteriyorlar. Bu da bana hayatta hikayelerimize sahip çıkmamız gerektiğini öğretti. Ben de metinlerdeki karakterlerin hikayelerine saygı duyuyorum ve onların elimden gelen en iyi şekilde anlatmaya çaba sarf ediyorum.
Beauty sayımız için özel bir güzellik sorusu: Set veya çekim yoğunluğunda cilt yorgunluğunu nasıl atıyorsunuz?
Uykuma çok özen gösteriyorum. Sağlıklı beslenmeye ve bol bol su tüketmeye çalışıyorum. Set aralarında ise cilt bakımı rutinimi aksatmamaya çaba gösteriyorum.
Kendinizi yorgun ya da kötü hissettiğiniz bir günde güzellik rutininizi nasıl uyarlarsınız? Ruhunuzu ve cildinizi aynı anda besleyen bir ritüeliniz var mı?
Yaz günü ise mutlaka sabah erkenden denize girerim ve uzun süre suda kalırım bu bana en iyi gelen şeylerden biri. Yakın arkadaşlarımla vakit geçiririm kimi zaman cilt bakım rutinlerimize beraber yapıp bunu eğlenceli bir aktivitiye dönüştürüz. Zaten kendimi iyi hissettiğim zaman cildim dışardan ışıl ışıl görünür.
Cilt bakımında en çok güvendiğiniz ürün ya da doğal içerik hangisi?
Hiçbir zaman eksik etmediğim ürünüm ise Bioderma Micellar Su. Ek olarak asla yanımdan ayırmadığım ürünüm Acıbadem Sütü. Kullanmayı tercih ettiğim diğer bir marka ise Caudalie, ürünlerini seviyorum. Çantamdan asla ayırmayacağım bir diğer ürünüm ise güneş kremimdir.
Makyaj çantanızdan asla ayırmadığınız üç ürün nedir?
Concealer, Rimel,Terracota.
Parfüm seçiminde nelere dikkat edersiniz? Kendinizi en çok hangi notalarla özdeşleştiriyorsunuz?
Ben senelerdir aynı parfümü kullanıyorum. Herkes artık benim kokumun ne olduğunu bilir. Parfüm konusunda en dikkat ettiğim şey akılda kalıcı ve iz bırakıcı olmasıdır. Parfümde baharatlı, odunsu, portakal çiçeği, yasemin gibi notalar tercihlerim arasındadır.
Bir kadında sizi en çok etkileyen güzellik detayı nedir?
Beni kadında en çok etkileyen güzellik detayı doğal olunmasıdır.
Tiyatro kökenlisiniz; sahnedeki disiplini kamera önüne taşımak sizin için nasıl bir dönüşüm oldu?
Sahne üzerinde inanılmaz disiplinli bir eğitimden geçtiğim için bunu kamera önüne taşımak hiç zor olmadı. Buna dair şöyle bir hikayem de vardır, sette senaryoma her zaman disiplinli bir şekilde çalışırım, repliklerimin altını çizerim ve senaryoma notlar alırım. Bir sette bunu yaptığım için rol arkadaşlarım ne gerek var böyle şeylere boşu boşuna yapıyorsun demişti. Bu bana çok tuhaf gelmişti çünkü disiplin alanına göre değişmez. Disiplin disiplindir. Tiyatro kökenli olmak bana mesleğime her zaman saygı duymam gerektiğini öğretti.
Şu ana kadar hayat verdiğiniz karakterler içinde sizi en çok dönüştüren ya da zorlayan hangisiydi?
Şu ana kadar hayat verdiğim karakterler arasında beni en çok zorlayan ve dönüştüren “Barda” filmindeki Nihal karakteri oldu. Gerçekten çok zorlu bir projeydi. Senaryonun ağırlığı ve böyle “gerçek” bir hikayenin ana karakterlerinden biri olmak hem psikolojik hem fiziksel olarak beni çok zorladı. İlk defa bu kadar fazla aksiyonun olduğu bir setteydim ve bir oyuncu olarak karakterin içinde bulunduğu inanılmaz ağır verili koşullar ile çalışmak durumunda kaldım.
Bugün artık senaryo seçerken en çok neye dikkat ediyorsunuz? Sizi bir rolde çeken şey nedir?
Bugün senaryo seçerken şuna dikkat ediyorum o kadar çok aynı hikayeler anlatılıyor ki, farklı bir hikayenin içinde olmaya özen göstermeye çalışıyorum. Bir “derdi” olan projelerin içinde olmak istiyorum. Rolde beni en çok çeken şey karakterin bir derinliği, iç çatışması ve dönüşümü olması.
Gelecekte kendinizi nasıl bir rolde görmek istersiniz? Özellikle uzak olduğunuzu düşündüğünüz karakterler size nasıl hissettiriyor?
Bugüne kadar oynadığım karakterlerden farklı bir karakter oynamak istiyorum. Oyunculuk sonsuz bir yolculuk o yüzden kendimi uzak hissettiğim bir karakter yok. Mümkün olduğu kadar çok karakteri oynamayı deneyimlemek ve insani açıdan kendimi zenginleştirmek çok isterim.
Bir gün yönetmen koltuğunda otursanız, nasıl bir hikâye anlatmak isterdiniz?
Gerçek hayatta yaşanmış bir hikayeyi, büyülü gerçekçi bir tarzda anlatmak isterim.
Yoğun iş temposuna rağmen özel hayatınızı gizli tutmayı tercih ediyorsunuz; bu dengeyi nasıl kuruyorsunuz?
Oyunculuk zaten benim hayatımın odak noktasında, her şeyden önce kariyerimi ön plana almam gerektiğini düşündüğüm bir dönemdeyim o yüzden bu dengeyi kurmak o kadar zor olmuyor.
Set dışında sizi en çok ne rahatlatır? Aile, arkadaş, doğa yürüyüşleri… En güzel ‘sığınak’ nedir sizin için?
En güzel sığınak benim için arkadaşlarım, köpeğim Yvette, müzik ve dans.
Yoğun çekimlerde enerjinizi yüksek tutmak için günlük beslenme rutininizde neler var?
Mutlaka iyi bir kahvaltı ederim bu sayede bütün günümü dinç ve enerjik geçiririm.
Sağlıklı bir atıştırmalık ve favori içeceğiniz (bitki çayı, detoks suyu vs.) var mı?
Detoks sularını çok sevmem daha çok bitki çaylarını severim. Favorim ise zencefilli ballı kış çayıdır.
Sporla aranız nasıl? Hangi egzersizleri yapmayı seviyorsunuz?
Yürüyüş yapmayı çok severim, dönem dönem de hoca eşliğinde fitness yaparım. Zaten çok hareketli bir yapım olduğu için formumu korurum.
Kendinizde en çok hangi alışkanlığı ‘ufak çılgınlık’ olarak tanımlarsınız?
Sık sık seyahat etme ve spontane kararlar alma alışkanlığım vardır bunu “ufak çılgınlık” olarak tanımlayabilirim.
Set dışında keşfettiğiniz ya da denemek istediğiniz bir hobi var mı?
Psikoloji hakkında okumalar yapmak hobilerim arasında, tekrar üniversiteye girip psikoloji okumak çok istiyorum.
Zamanda yolculuk yapacak olsanız, hangi döneme gitmek isterdiniz ve neden?
Zamanda yolculuk yapacak olsam 1920’lerde yaşamak isterdim. 1920’lerin sanatçıları modern sanatın temelini attılar. Bu buhran döneminden Sürrealizm, Ekspresyonizm, Dada gibi akımlar ortaya çıktı. Sanatın ve sanatçının anlamı yeniden şekillendirdi bu dönemin sanatçıları. Bu dönemin sanatçıları ile tanışabilmek ve aynı atmosferde yaşamak çok isterdim.
Bugüne kadar sizi en çok etkileyen, ilham aldığınız kadın figürü kim oldu?
En çok ilham aldığım kadın figürlerinden biri Frida Kahlo. Yaşadığı onca zorluğa rağmen, sanatını yapmaya, hayatı, doğayı, hayvanları doyasıya sevmeye devam eden ilham verici çok cesur bir kadın figürü Kahlo.
Yurt dışında bir projede yer almak ister misiniz? Özellikle takip ettiğiniz bir yönetmen veya yapım var mı?
Evet çok isterim. Bunun için de üniversite dönemimden beri düzenli olarak yurtdışında workshoplara katılım sağlayıp, farklı yönetmenler ve oyuncularla tanışıyorum. Birçok yabancı yönetmeni takip ediyorum ama özellikle işlerine hayran olduğum Paolo Sorrentino var, onunla beraber çalışmak en büyük hayallerimden biri.
Genç oyuncu adaylarına en çok hangi tavsiyeyi vermek isterdiniz?
Genç oyuncu adaylarına önerim mesleklerine sahip çıkmaları olur. Onlara Stanislavski’nin çok sevdiğim bir sözünü söylemek isterim, “Sanatta kendizi değil, kendinizdeki sanatı sevin”.




















