Genel

0
(0)

Tiyatro sahnesine adım attığı günden bu yana oyunculuğa tutkuyla bağlı olan Özlem Öçalmaz, sahneden ekrana uzanan kariyerinde güçlü karakterlere hayat verdi. Son dönemde büyük ilgi gören dizisi ve Altın Portakal ödüllü kısa filmiyle adından söz ettiren başarılı oyuncu ile sahneye duyduğu tutkuyu, annelikle sanatı nasıl dengelediğini ve geleceğe dair planlarını konuştuk.

GYY: Seray Yazıcıoğlu Ezmiş/Ayşe Çağla Küçük
Röportaj: Seray Yazıcıoğlu Ezmiş
Fotoğraf: Volkan Hiçyılmaz
Styling: Miray Yoğurtçu
Makyaj: Tuğba Çolakoğlu

Tiyatro sahnesinde 15 yaşınızdan itibaren yer alıyorsunuz. Sizin için sahnenin büyüsü nedir? Orada olmanın en sevdiğiniz yanı ne?

Adrenalin, tutku, heyecan… Ve o an sadece orada ve anda olmak! Sahnedeyken kendimi daha çok kendimde hissediyorum; hatta normalde olduğumdan bile daha fazla.

Oyunculuk yolculuğunuzda dönüm noktası olarak gördüğünüz anlar neler? Sizi en çok hangi deneyim şekillendirdi?

Sanırım en önemlisi ve başlangıç noktası olan Mimar Sinan Konservatuarı’nı kazanmam olabilir. Eğer kazanmasaydım, hayatım çok daha farklı olabilirdi. Yine oyuncu olurdum belki ama daha zorlu bir yol beni bekleyebilirdi… Ya da belki de daha kolay olurdu, bunu asla bilemeyeceğiz. Ama ne olursa olsun, ben yine bu yolda olurdum. 2014’ten beri profesyonel olarak bu işi yapıyorum. Ancak 2020’de sahnelediğimiz Amadeus, sektörel dinamikleri kavramam açısından benim için çok önemli bir dönüm noktası oldu.

Tarihsel dönem oyunlarında yer almak ve o dönemin ruhunu yansıtmak zorlayıcı oluyor mu? Kostümler, dil, sahne düzeni açısından nasıl bir süreç yaşıyorsunuz?

Kostümlerimiz çok ağır! Her oyun sonrası kilo veriyorum. Kostüm tasarımcımız sevgili Nalan Alaylı, her detayıyla döneme uygun kıyafetler dikti. Kısa sürede o kostümlerle oynamaya alıştım ve giymekten büyük keyif alıyorum. Sıcak yaz günlerinde yapılan turneler hariç! 🙂 Oyunumuzun dili, dönemi yansıtsa da Peter Shaffer’ın 1979’da yazdığı bir metin olduğu için çağdaş bir ritme ve diyalog bütünlüğüne sahip. Bu nedenle hem oyuncular hem de seyirciler için ağdalı bir metin değil.

Yeni diziniz büyük ilgi gördü. Set ortamı nasıl? Diziye hazırlanırken yaşadığınız en ilginç anlardan biri neydi?

Set ortamımız nazar değmesin, çok iyi! Herkes işinde gücünde, çok hızlı ve profesyonel bir ekiple çalışıyoruz. Ekip içinde herkesin birbirine değer verdiği ve eşitliğin ön planda olduğu bir setteyim. Benim için en ilginç şey, Hababam Sınıfı’nın Avni Hoca’sıyla baba-kız rolünde olmam olabilir. Hababam Sınıfı, benim çocukluğumdur. Hep Avni Hoca gibi bir öğretmenim olsun istemiştim, kısmet babam oldu! 🙂

Bu kadar yoğun bir tempoda özel hayatınıza nasıl vakit ayırıyorsunuz? Kendinize ayırdığınız anlar sizin için ne ifade ediyor?

Yoğunluğumu ve çalışmayı seviyorum. Sınırlarını her zaman zorlayan biriyimdir. Hayatımda iş ve aile hep iç içe. Mümkün olduğu kadar bu dengeyi koruyorum. Kendime zaman ayırmak dediğim şey ise üç ayda bir yaptırdığım bir cilt bakımıdır, maksimum o kadar! Çok yalnız kalmayı seven biri değilim; her zaman kalabalıkları sevmişimdir.

Anne olmak ve oyunculuk gibi iki büyük sorumluluğu bir arada yürütmek nasıl bir deneyim? Sizi en çok ne zorlayıcı geliyor, en çok ne keyif veriyor?

Hamileyken fark ettim ki, bu iki sorumluluk aslında birbirini besliyor. Anne olmanın getirdiği duygusal derinlik, oyunculuk performansımı zenginleştiriyor. Oyunculuğun getirdiği yetenek ise kızımla daha eğlenceli bir aile ortamı kurmamı sağlıyor. Bence hiçbir şeyi kafada çok büyütmemek lazım. Ne annelik kutsal bir şey ne de oyunculuk dünyanın en önemli mesleği. Biraz hafiflemeye ve daha çok neşeye ihtiyacımız var!

Bugüne kadar canlandırdığınız karakterler içinde sizi en çok etkileyen hangisiydi? Neden?

Elektra… Ah, mon amour! Antik Yunan döneminde Sophokles tarafından yazılmış bu trajedi, insanın hiç değişmediğini gösteriyor. O dönemde bile herkes adalet arıyor, tanrılardan bulamadığı adaleti kendi yoluyla yerine getirmeye çalışıyordu. Bu oyun beni çok yordu ama aynı zamanda çok geliştirdi. Antik metinler her zaman öğreticidir.

Sahneye çıktığınızda sizi en çok motive eden şey ne? Seyircinin tepkisi mi, karakterin hikâyesi mi?

Seyirci, en güçlü motivasyonum. Bunun yanı sıra, bir önceki oyunumuzdaki performansımız da benim için çok önemli. “Bu sefer bir öncekinden daha farklı ve etkili bir performans deneyimleyebilir miyim? Daha iyisini yakalayabilir miyim?” gibi sorular benim asıl motivasyon kaynağım diyebilirim.

Kariyerinizin henüz başındayken aldığınız Sadri Alışık Umut Vadeden Oyuncu Ödülü sizin için nasıl bir dönüm noktası oldu? O ödül sonrası mesleki yolculuğunuzda neler değişti?

Kariyerimin başında böyle bir ödül almak, yeteneğimin ve işime olan tutkumun takdir edilmesi açısından çok mutluluk ve heyecan vericiydi. Eskiden ödüllerin böyle bir etkisi vardı. Ödül konuşmamdan sonra Medyapım’dan dizi teklifi aldım ve İlişki Durumu: Karışık dizisinde Ece karakterini bir sezon boyunca canlandırdım. Bu ödül, erken tanınmamı ve yeni iş fırsatları yakalamamı sağladı.

Son olarak, rol aldığınız kısa film Altın Portakal’da ödüle layık görüldü. Bu başarıyı nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizin için ne ifade ediyor?

İlk defa sinema alanında bir ödül aldım. Yani aslında filmimiz aldı. Bu bana başka kapılar açtı ve açmaya da devam ediyor. Bu başarı, Ece Dizdar’ın başarısıdır. Gerçekten tanıdığım en becerikli insanlardan biri. Ece, bu hikâyeyi tutkuyla anlatmak istiyordu. Eğer besteci olsaydı müziğini yapar, ressam olsaydı resmini çizerdi. Ama o, bu hikâyeyi benimle birlikte anlatmak istedi ve bu benim için büyük bir şans. Filmimiz, annelik kutsalına ve bir bebeğin beden bütünlüğüne dair sorular sorduran, tartışmaya açan bir yapım.

Hayatınızdaki en önemli öğe nedir? Mesleğinizin dışında sizi en çok besleyen şey ne?

Kızım Bilge… O benim en değerlim, en büyük sevgim. Onun dünyayı keşfetme heyecanı, her şeyi öğrenme isteği, yaşadıklarını anlamlandırma şekli ve kendine has bakış açısı beni sevgiden çılgına çeviriyor! Resmen müptelasıyım. Ondan çok şey öğreniyorum, sürekli onu izliyorum. O, hayata olan bağımı güçlendiren en önemli yaşam kaynağım.

İleride oyunculuk dışında başka bir sanat dalıyla ilgilenmeyi düşünüyor musunuz?

Evet, sinema! Şu an zaten ilgilenmeye başladığım bir alan. Bir film yaratmak, ön hazırlık süreçleri ve yapım aşamasıyla ilgili deneyimler edindiğim bir dönemden geçiyorum. Hatta kısa süre önce Berlin Film Fuarı’ndaydım. Yakında güzel gelişmeler olabilir, bekleyip göreceğiz!

Puan verin!

Average rating 0 / 5. Vote count: 0